Psikoterapi nedir?

Psikoterapi (bazen "konuşma terapisi" olarak da adlandırılır), kişinin duygu ve davranışları keşfetmek, anlamak ve başa çıkma becerileri kazanmak için eğitimli bir terapistle, çeşitli tedavi teknikleriyle, güvenli bir ortamda konuşmasıdır.

Bireysel terapisi seansları sırasında konuşma genellikle terapist tarafından yönetilir. Terapist bağlantı kurmaya ve içgörü sağlamaya yardımcı olurken, kişinin yaşadığı mevcut veya geçmiş sorunlar, deneyimler, düşünceler, duygular veya ilişkiler gibi konulara değinebilir.

Araştırmalar, bireysel psikoterapinin çok çeşitli ruhsal hastalıkların belirtilerini iyileştirmede etkili olduğunu göstermiştir. Aileler, çiftler veya gruplar için de kullanılabilir. Birçok ruhsal sağlık durumunu tedavi etmek için en iyi uygulama ilaç ve terapinin bir kombinasyonunu içerir.

Teleterapi ve Telepsikiyatri

Telefon, internet ve mobil cihazlar, ruh sağlığı uzmanlarının fiziksel olarak mevcut olmayabileceği durumlarda, daha kolay erişilebilir müdahaleler sağlamak için yeni fırsatlar yaratmıştır. Kovid 19 pandemisiyle birlikte teleterapi ve telepsikiyatri deneyimleri, profesyonellerin artık pek çok tedaviyi sanal olarak sağlayabileceğini göstermektedir.

Literatür teleterapi görüşmelerinin, çoğu insan için yüz yüze seanslar kadar etkili olduğu gösterdiğinden kuvvetle önerilmektedir. Ancak bazı insanlar iyileşmeye ayrılmış güvenli bir alanda şahsen konuşmayı tercih ettikleri için herkes için ideal değildir. Geriatrik hastalar ve otizm spektrum bozukluğu olan kişiler gibi, bu tedavinin yüz yüze tedavi kadar etkili olmayabileceği bazı popülasyonlar da vardır. İyileşme yolculuğunuz için neyin doğru olduğuna yalnızca siz karar verebilirsiniz.

Popüler Psikoterapi Türleri
 

Terapistler birçok farklı psikoterapi türü sunar.

Bazı insanlar bir tür terapiye diğerinden daha iyi yanıt verir. 

Bu nedenle bir psikoterapist hangi tedavinin etkili olacağını belirlerken tedavi edilen sorunun doğası ve kişinin kişiliği gibi faktörleri dikkate alacaktır.

 

EMDR Destekli Psikoterapi

1980'lerin sonlarında Francine Shapiro, göz hareketi ile sıkıntı verici anılar arasında bir bağlantı keşfetmesiyle gelişim olanağı bulmaya başlamıştır. Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) terapisi, insanların birçok ruhsal bozukluk dahil olmak üzere sıkıntılı yaşam deneyimlerinin tedavisine yardımcı olduğu kanıtlanmış etkili bir psikoterapi yöntemidir.

EMDR terapisi, başlangıçta beyindeki işlenmemiş travmatik anıları çözmek için tasarlanmıştır. Daha sonra çok geniş kullanım alanları bulmuştur. Travma sonrası stres bozukluğu ve diğer travma ve stresle ilgili sorunlar, şiddet ve istismar, anksiyete, panik atak ve fobiler, performans kaygısı, yas ve kayıp, depresyon ve bipolar bozukluklar, disosiyatif bozukluklar, yeme bozuklukları, alkol, sigara, madde kötüye kullanımı ve bağımlılığı, uyku bozukluğu, kişilik bozuklukları, ağrı ve çeşitli kronik hastalıklar ve tıbbi sorunlar gibi geniş kullanım alanları arasındadır.

EMDR, sıkıntı verici anıların işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. EMDR terapisi rahatsız edici sorundan kaynaklanan duygu, düşünce veya davranışları değiştirmeye odaklanmak yerine, beynin doğal iyileşme sürecini sürdürmesini sağlar. EMDR terapisi beynin bu anıları işlemesine yardımcı olur ve normal iyileşmenin devam etmesine izin verir.

Tipik bir EMDR terapi seansı 45-90 dakika sürer.  EMDR terapisinde 3 aşamalı (vaka kavramsallaştırma, işlemleme, entegrasyon), 8 evreli (hedef sıralama planı, stabilizasyon, erişme-etkinleştirme, duyarsızlaştırma, yerleştirme, beden taraması, yeniden değerlendirme, kapanış) üç yönlü (geçmiş, şimdi, gelecek) bir protokol uygulanır. Hedef, geçmişte yaşanan anıların yeniden işlenerek duyarsızlaşmanın sağlanması, bugünkü semptomların tedavisi, danışanın gelecekte karşılaşacağı benzer sorunlar karşısında, kazandığı olumlu inanç ve duyguların geliştirdiği yeni bakış açısının yönlendirdiği davranışları gösterebilmesidir. Danışan işlemleme sırasında terapistin iki yöne hareket ettirdiği parmağını gözleriyle takip eder.

EMDR terapisi tek başına ya da standart başka bir terapi içinde kullanılabilir. Birçok danışan için EMDR terapisi diğer psikoterapilere göre daha az seansta tamamlanabilir. EMDR terapisi, seanslar arasında can sıkıcı konu hakkında ayrıntılı olarak konuşmayı veya ödevleri tamamlamayı gerektirmez.

EMDR terapisi bir ruh sağlığı müdahalesidir. Bu nedenle yalnızca uygun şekilde eğitilmiş ve lisanslı ruh sağlığı klinisyenleri tarafından sunulmalıdır. 

Bilişsel davranışçı terapi

Bilişsel davranışçı terapi (BDT), bir kişinin düşünceleri, duyguları ve davranışları arasındaki ilişkileri keşfetmeye odaklanır. BDT sırasında bir terapist, sağlıksız düşünce kalıplarını ve bunların kendi kendine zarar veren davranışlara ve inançlara nasıl neden olabileceğini ortaya çıkarmak için bir kişiyle aktif olarak çalışır. Geçmişteki sıkıntıların veya semptomların nedenlerine odaklanmak yerine, 'burada ve şimdi' ilkesi çerçevesinde şimdiki ruhsal durumu iyileştirmenin yollarını arar.

BDT'nin temel ilkeleri, olumsuz veya yanlış inançları belirlemek ve bunları test etmek veya yeniden yapılandırmaktır. BDT aracılığıyla bu düşünceler tanımlanır, sorgulanır ve daha nesnel, gerçekçi düşüncelerle değiştirilir. Seans içi alıştırmaların yanı sıra seans dışındaki “ev ödevi” alıştırmaları yoluyla, danışanların kendi düşüncelerini, sorunlu duygularını ve davranışlarını değiştirmeyi öğrenebilecekleri baş etme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olunur. Terapinin nihai amacı, tedavi sırasında öğrenilen becerileri günlük yaşamınıza uygulamanızı öğretmektir.

BDT çalışmaları, depresyon, anksiyete bozuklukları, bipolar bozukluk, yeme bozuklukları ve şizofreni dahil olmak üzere çok çeşitli ruhsal hastalıklar için etkili bir tedavi olduğunu göstermiştir. BDT uygulanan bireyler beyin aktivitesinde değişiklikler gösterir, bu da bu terapinin aslında beyninizin işleyişini de geliştirdiğini düşündürür.

BDT genellikle 1-2 haftada bir terapistle bir seans şeklinde planlanır. Tedavi süreci genellikle 5 ile 20 seans ve her seans 30 ila 60 dakika sürer.

 

Akılcı Duygusal Davranış Terapisi

Akılcı duygusal davranış terapisi (ADDT), psikolog Albert Ellis tarafından geliştirilen bir tür bilişsel davranışçı terapidir. ADDT, insanların mantıksız inançlarla başa çıkmalarına ve duygularını , düşüncelerini ve davranışlarını daha sağlıklı, daha gerçekçi bir şekilde nasıl yöneteceklerini öğrenmelerine yardımcı olmaya odaklanan eylem odaklı bir yaklaşımdır.

ADDT'ye göre düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız birbirine bağlıdır. İnsanların yaşamları boyunca karşılaştıkları olay ve durumların etkisini anlamak için, insanların bu deneyimler hakkında sahip oldukları inançlara ve bu inançların sonucu olarak ortaya çıkan duygulara bakmak önemlidir. İnsanlar kendileri veya dünya hakkında irrasyonel inançlara sahip olduklarında, problemler ortaya çıkabilir. 

ADDT modeli psikolojik sıkıntılarımızın merkezinde gerçekte yatanın bu olaylara dair yorumlarımız, çıkarımlarımız ve değerlendirmelerimiz olduğunu açıklamaktadır. ADDT'nin amacı, psikolojik sorunların ve zihinsel sıkıntıların üstesinden gelmek için insanların bu inançları ve olumsuz düşünce kalıplarını tanımalarına ve değiştirmelerine yardımcı olmaktır. Terapide danışanların akılcı olmayan düşüncelerini akılcı düşüncelerinden ayırt etmesini ve bunları akılcı felsefi yaklaşımlarla değiştirmesine yardımcı olunur.

 

Diyalektik Davranış Terapisi

Diyalektik davranış terapisi (DDT), duyguları düzenlemeye yardımcı olan bir BDT türüdür. Başlangıçta, sınırda kişilik bozukluğu olan kronik olarak intihara meyilli bireyleri tedavi etmek için geliştirilmiştir. Zamanla, DDT farklı ruhsal hastalığı olan kişileri tedavi etmek için uyarlanmıştır.

DDT, büyük bir istisna dışında ağırlıklı olarak BDT'ye dayanır. Rahatsız edici düşünceler, duygular ve davranışlarla mücadele etmek yerine onları kabul etmeyi vurgular. İnsanların sağlıksız veya yıkıcı davranışları değiştirmek için kişisel sorumluluk almalarına yardımcı olacak yeni beceriler öğretir. Bireyin mücadele ettiği rahatsız edici düşünceler, duygular veya davranışlarla yüzleşmesini sağlayarak kademeli bir iyileşme planı üzerinde çalışılır.

Terapistin DDT'deki rolü, kişinin kabul ve değişim arasında bir denge bulmasına yardımcı olmaktır. Ayrıca kişinin sağlıksız düşünce ve davranışları geliştirme gücüne sahip olması için, kişinin başa çıkma yöntemleri ve farkındalık uygulamaları gibi yeni beceriler geliştirmesine yardımcı olurlar.

Zihinselleştirmeye Dayalı Terapi

Zihinselleştirme (mentalizasyon), bize bir benlik duygusu veren sezgisel süreci ifade eder. İnsanlar kendi içsel duygu ve düşüncelerini bilinçli olarak algılayıp anladıklarında bu bir zihinselleştirmedir. İnsanlar ayrıca başkalarının davranışlarını algılamak ve onların duygu ve düşünceleri hakkında tahminde bulunmak için zihinselleştirmeyi kullanırlar. Bu nedenle zihinselleştirme diğer insanlarla bağlantı kurmamıza yardımcı olmada önemli bir rol oynar.

 Zihinselleştirmeye dayalı terapi (MBT), zihinselleştirme adı verilen önemli beceriyi kullanan ve uygulayan bir tür psikoterapidir. MBT, sınır kişilik bozukluğu gibi zihinselleştirme becerilerini öğreterek kişinin yaşadığı boşluğu veya dengesizliği giderir. Bilişsel-davranışçı terapi gibi diğer psikoterapi biçimleriyle karşılaştırıldığında, MBT daha az yapılandırılmıştır ve tipik olarak uzun vadelidir.

Kabul ve Kararlılık Terapisi 

 Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), üçüncü kuşak terapiler arasında geçen farkındalığa dayalı bir davranışçı psikoterapidir. Klasik davranışçı yaklaşım, sadece gözlenebilen eylemleri davranış olarak sayar ve insan zihninde olan bitenlere belirgin bir biçimde önem vermezken; ACT kuramcılarının da benimseyerek referans aldıkları radikal davranışçılık; düşünce, duygu, anı gibi organizmanın ortaya çıkardığı tüm içsel yaşantıları da davranış olarak tanımlar.

ACT’in amacı insanlarda psikolojik esnekliğin arttırılmasıdır.  ACT, olumsuz içsel yaşantıları düzeltmeye, tamir etmeye çalışmak yerine, onlarla içtenlikle temas etmeyi ve verdikleri rahatsızlıkla beraber hayatımızda onlara yer açmayı vurgular. ACT’in psikopatolojiye yaklaşımını psikolojik katılık  kavramı üzerinden tanımlar. ACT terapisi, danışanın temel alanlardaki becerilerin geliştirilerek (bilişsel ayrışma, kabul, şimdi ile temas, bağlamsal benlik, değerler, değer odaklı davranışsal kararlılık) psikolojik esneklik geliştirmelerine yardımcı olur.

Davranışçı Terapiler

Davranışcı terapide hastanın düşünceleri ya da duygularına yönelik içgörü geliştirmek hedeflenmez. Tedavideki amaç, yanlış öğrenişmiş davranışların değişmesidir. Terapist, hastanın nasıl ve niye yanlış öğrendiği üzerinde durmaz, bunların yerine değiştirilmesine yardımcı olur. Tedavinin çerçevesi bellidir ve terapist aktif katılım gösterir.

Davranışçı tedavi yöntemleri arasında; sistemik duyarsızlaştırma, olumlu pekiştirme ve söndürme, itici koşullama, alıştırma, girişkenlik eğitimi, sosyal becerileri geliştirme, model alma gibi yöntemler sayılabilir.

Alıştırma (Exposure) terapisi, obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu ve fobileri tedavi etmek için en sık kullanılan bir tür davranışçı terapidir. Tedavi sırasında kişi, kaygılarının tetikleyicilerini belirlemek için bir terapistle birlikte çalışır. Tetikleyicilere maruz kaldığında endişeli olmaktan veya ritüelleri yerine getirmekten kaçınmak için teknikler öğrenir. Kişi daha sonra bu stratejileri uygulamayı güvenli bir şekilde uygulayabilecekleri kontrollü bir ortamda onları tetikleyen her şeyle yüzleşir.

Alıştırma tedavisinin iki yöntemi vardır. Biri aynı anda büyük miktarda anksiyete uyandıran tetikleyici uyarıcı sunar (taşırma) ve diğeri önce küçük miktarlar sunar ve zamanla artar (sistematik duyarsızlaştırma). Her ikisi de kişinin kaygısını tetikleyen şeylerle nasıl başa çıkacağını öğrenmesine yardımcı olur. Dikkat gezdirme çalışmaları, gevşeme (relaxation) ve rahat soluma egzersizleri ile kaygı yatıştırıcı teknikler kullanılır.

Psikanalitik - Psikodinamik Psikoterapi

Psikanalitik terapi, Sigmund Freud'un psikanaliz teorilerine dayanan bir terapi şeklidir. Yaklaşım bilinçaltının düşüncelerinizi, duygularınızı ve davranışlarınızı nasıl etkilediğini araştırır. Kullanılan yöntem, amaç ve yoğunluklarına göre klasik psikanaliz ve psikanalitik yönelimli psikodinamik psikoterapi gibi tedavi türleri mevcuttur. Psikanaliz ve psikodinamik terapi arasındaki temel fark, bunların zaman sınırı ve yoğunluğudur. Psikodinamik terapinin geleneksel psikanalitik terapiden daha kısa ve daha az yoğundur. Psikodinamik terapi geleneksel bir psikanaliz tedavisinden daha kısadır ve seans sayısı genellikle BDT'ye benzer. Çoğunlukla haftada bir kez ve yüz yüze gerçekleşir. Terapist sertifikalı bir psikanalist olmayabilir.

Psikodinamik terapi içgörü kazanarak kişiliğin, benliğin değişimini amaçlamaktadır. Geçmiş deneyimlere dayanan olumsuz davranış ve duygu kalıplarını tanımaya ve bunları çözmeye çalışır. Bu tür terapi genellikle açık uçlu sorular ve serbest çağrışım kullanır. Serbest çağrışım, terapistin (psikanalist) sizi düşüncelerinizi özgürce paylaşmaya teşvik ettiği bir alıştırmadır. Rüya analizi, en önemli psikanalitik tekniktir. Psikanalist, bilinçaltınızın işleyişine dair içgörü elde etmek için rüyaları yorumlayabilir. Aktarım ilişkisi ile psikanalistinizin başkalarıyla nasıl etkileşim kurduğunuzu anlamasına yardımcı olabilir. Terapist bu düşünceleri gözden geçirmek ve bilinçsiz olumsuz davranış veya duygu kalıplarını ve bunların geçmiş deneyimlerden ve çözülmemiş duygulardan nasıl kaynaklandığını veya bunlardan nasıl etkilendiğini belirlemek için danışanla birlikte çalışır. Bu çağrışımları kişinin dikkatine sunarak, neden oldukları yararsız davranış ve duyguların üstesinden gelmeyi öğrenebilirler.

Psikodinamik terapi genellikle depresyon, anksiyete bozuklukları, sınırda kişilik bozukluğu ve diğer ruhsal hastalıkların tedavisinde yararlıdır. İstenilen içgörü ve kişilik değişimi için nispeten uzun süreler gerektirir.

Destekleyici Psikoterapi

Hastanın sağlıklı, uyumlu, verimli yönlerini harekete geçirmeyi, olumlu savunma düzeneklerini geliştirmeyi ve pekiştirmeyi amaçlayan psikoterapi türüdür. Çözümlemeye değil, birleştirmeye ve desteklemeye yöneliktir. Destekleyici terapi, hastaların kendi kaynaklarını geliştirmelerine yardımcı olmak için rehberlik ve teşvik kullanır. Benlik saygısı oluşturmaya, kaygıyı azaltmaya, başa çıkma mekanizmalarını güçlendirmeye ve sosyal ve toplumsal işleyişi iyileştirmeye yardımcı olur. 

Analitik psikoterapiden farklı olarak görüşme saatleri daha seyrektir. Genellikle haftada bir yeterli olur. Hastanın sorunlarının niteliğine ve ağırlığına göre kısa ya da uzun süreli olabilir. Destekleyici psikoterapi her türlü ruhsal ve bedensel rahatsızlıkta kullanılabilir.

Kişilerarası Terapi

Kişilerarası terapi (KİT) süresi belirli, hastaların acısını hafifletmeyi ve kişilerarası işlevselliklerini geliştirmeyi amaçlayan dinamik olarak bilgilendirici bir psikoterapidir. KİT kişinin toplumsal çevresindeki başkalarıyla olan kişilerarası ilişkilerine odaklanır. Altta yatan dinamik yapıları değil psikiyatrik belirtileri çözmeyi hedefler. KİT psikiyatrik belirtileri özellikle hastaların öncelikli kişilerarası ilişkilerine, keder dönemindeki sorunlu alanlara, kişilerarası çatışmalara, rol geçişlerine ve kişilerarası duyarlılığa odaklanarak tasarlanmıştır. KİT’in çerçevesi ve kullanılan yöntemler bağlanma ve iletişim kuramları ile bağlantılıdır.

KİT bireylerin iletişim örüntülerini tanımlarına ve değişiklikler yapmalarına yardımcı olarak üç ana yarar sağlar; 1) çatışmalar doğrudan ele alındıkça sorunlar daha etkili şekilde çözülür, 2) diğerlerinin daha etkili bir şekilde cevap verebileceği bir yolla yardım istendiğinde sosyal destek gelişir ve 3) iletişimdeki ve sosyal destekteki bu gelişmeler hem kişilerarası krizlerin hem de belirtilerin çözülmesine yardımcı olur.