Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB), obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalıktır. OKB günlük yaşam etkinliklerini ciddi olarak kısıtlayabilen, aile, meslek ve sosyal yaşamda önemli işlev kayıplarına yol açan, yaşam kalitesini düşüren bir hastalıktır.

OKB'si olmayan birçok insan, zaman zaman rahatsız edici düşüncelere kapılabilir veya tekrarlayan davranışlar gösterebilir. Ancak bu düşünce ve davranışlar tipik olarak günlük yaşamı bozmaz. OKB'si olan insanlar için düşünceler kalıcıdır ve davranışlar katıdır. Davranışları yapmamak genellikle büyük sıkıntıya neden olur. OKB'si olan kişiler takıntılarının gerçekçi olmadığını bilseler bile, obsesif düşüncelerden kurtulmakta veya kompülsif eylemleri durdurmakta zorlanırlar. 

OKB tanısı, günde bir saatten fazla zaman alan, önemli sıkıntıya neden olan ve işte veya sosyal işlevselliği bozan obsesyonların ve/veya kompulsiyonların varlığını gerektirir. OKB, insanların %2-3'ünü etkiler ve yetişkinler arasında kadınlar erkeklerden biraz daha fazla etkilenir. OKB genellikle çocukluk, ergenlik veya erken yetişkinlik döneminde başlar. Belirtilerinin ortaya çıktığı ortalama yaş 19'dur.

Tipik obsesyonlar:

  • İnsanlar veya çevre tarafından kirlenme korkusu

  • Başkalarına zarar vereceği, elinde olmadan saldırgan davranışlarda bulunacağı şeklinde düşünceler

  • Gaz ocağı, kapı, kilit gibi nesnelerin açık kalmış olabileceğinden kuşku duyulması

  • Rahatsız edici cinsel düşünceler veya görüntüler

  • Yoğun sıkıntı yaratacak şekilde dini içerikli düşünceler

  • Ayıp sözleri veya hakaretleri ağzından kaçıracağı korkusu

  • Düzen, simetri veya kesinlik konusunda aşırı endişe

  • Sesler, görüntüler, kelimeler veya sayılarla ilgili tekrarlayan girici düşünceler

  • Önemli bir şeyi kaybetme veya atma korkusu

Tipik kompulsiyonlar:

  • Aşırı veya ritüelleştirilmiş el yıkama, duş alma, diş fırçalama veya tuvalete gitme

  • Ev eşyalarının tekrar tekrar temizlenmesi

  • İşleri belirli bir şekilde düzenleme

  • Kilitleri, anahtarları veya cihazları tekrar tekrar kontrol etme

  • Sürekli onay veya güvence arama

  • Belirli bir sayıya kadar tekrarlanan sayma

 

Uygun tedaviyi alan OKB hastaları genellikle yaşam kalitesi ve işlevsellikte iyileşme yaşarlar. Özellikle serotonin sistemi üzerinde etkili olan ilaçlar OKB tedavisinde oldukça yaralı olmaktadır. Bilişsel ve davranışçı terapiler hem hastalığın tedavisinde hem de özelikle nükslerin önlenmesinde çok önemli bir yer tutar.

Vücut Dismorfik Bozukluğu (Beden Algısı Bozukluğu)

Çoğumuzun görünüşümüzle ilgili sevmediğimiz bir yanlarımız olabilir (örneğin, çarpık bir burun, seyrek saçlar, çok büyük veya çok küçük gözler vb). Kusurlarımız hakkında endişelensek de çoğu zaman bunlar günlük yaşamımızı etkilemez. Ancak beden dismorfik bozukluğu olan insanlar her gün saatlerce gerçek veya hayali kusurlarını düşünürler. Olumsuz düşüncelerini kontrol edemezler ve kendilerine iyi göründüklerini söyleyen insanlara inanmazlar. Düşünceleri ciddi duygusal sıkıntıya ve günlük işleyişte zorluklara neden olur.

Vücut Dismorfik Bozukluğu, kişinin görünümünde hayali veya hafif bir kusurla ilgili sürekli ve girici aşırı meşguliyetlerle karakterize bir beden imajı bozukluğudur. Uygun biçimde tedavi edilmediği taktirde kronik seyir gösteren bu bozuklukta hastaların önemli bir kısmının iş, sosyal ve özel yaşamları kısıtlanmakta, gereksiz yere tıbbi veya cerrahi bir yardım arama davranışı içine itebilmekte ve çoğu tamamen evine kapanma eğilimi içine girebilmektedir.

İstifleme Bozukluğu

İstifleme (biriktiricilik) bozukluğu olan kişiler, başkalarının değersiz olarak görebileceği eşyaları aşırı derecede saklarlar. Sahip oldukları şeylerden kurtulma ya da onlardan ayrılma konusunda sürekli zorluk yaşarlar. İstifleme bozukluğu olan kişiler genellikle rastgele öğeleri biriktirir ve bunları gelişigüzel bir şekilde saklar. Çoğu durumda, gelecekte ihtiyaç duyabileceklerini düşündükleri, değerli veya manevi değeri olan eşyaları saklarlar. Bazıları da biriktirdikleri eşyalarla çevriliyken kendilerini daha güvende hissederler. İstifleme bozukluğu, nüfusun tahmini olarak yüzde 2 ile 6'sında meydana gelir ve sıklıkla önemli sıkıntılara ve işlevsellik sorunlarına yol açar. Çoğu zaman evin çöp ev haline gelmesine neden olabilir.

Siz veya tanıdığınız biri, biriktirme bozukluğu belirtileri yaşıyorsa, doktorunuza veya ruh sağlığı uzmanınıza başvurun. Halk sağlığı kurumları, belediyeler etkilenen bireyler için istifleme ve yardım alma sorunlarının ele alınmasına yardımcı olabilir.