Anksiyete Bozuklukları

Anksiyete (kaygı), hemen herkesin hayatının bazı dönemlerinde bir biçimde yaşadığı bir duygudur. Anksiyete, stres yaratan bir duruma verilen normal bir tepkidir. Bizi tehlikelere karşı uyarabilir ve hazırlanmamıza ve dikkat etmemize yardımcı olabilir. Dolayısıyla normal anksiyete rasyonel, gerekli, koruyucu, hatta bazen yaşamsaldır. Günlük yaşamda karşılaşılan birçok durumda (sınav, sunum yapma, işe başlama, tanışma, yeni bir ortama girme vb.) anksiyete olağan ve anlaşılabilir bir duygu duygudur.

Bozukluk düzeyindeki anksiyete, normal sinirlilik veya anksiyete duygularından farklıdır ve aşırı korku veya endişe içerir. Hastalık olarak kabul edilen ve hekimin müdahale etmesi gereken anksiyete, beklenenden fazla ya da şiddetli olan, gereğinden daha uzun süren ve böylece kişinin işlevlerini bozarak ya da sosyal-mesleksel uyumunu bozarak günlük yaşamını olumsuz etkileyen hallerdir. Anksiyete bozuklukları, insanların belirtilerini tetikleyen veya kötüleştiren durumlardan kaçınma davranışlarına neden olabilir. Böylelikle kişinin tüm işlevsellik alanlarını bozar ve verimliliğini düşürür.

Anksiyete bozuklukları, ruhsal bozuklukların en yaygın olanıdır ve yetişkinlerin yaklaşık %30'unu hayatlarının bir noktasında etkiler. Herhangi bir yaşam boyu anksiyete bozukluğu için kadın erkek oranı 3:2'dir. Yaygın görülmelerine karşın anksiyete bozukluklarının bir dizi etkili tedavileri mevcuttur. Tedavi çoğu insanın normal üretken yaşam sürmesine yardımcı olur.

Yaygın anksiyete bozukluğu (%4.1-6.6), panik bozukluğu (%2.3-2.7), özgül fobiler (%11.3), agorafobi (%6.7), sosyal anksiyete bozukluğu (%2.6-13.3) ve ayrılık anksiyetesi bozukluğu (%6.6) dahil olmak üzere çeşitli anksiyete bozuklukları vardır.

Tanısal süreçte ilk adım, belirtilere neden olan fiziksel bir sorun olup olmadığından emin olmak için doktorunuzu görmektir. Bir anksiyete bozukluğu teşhisi konulursa, bir ruh sağlığı uzmanı en iyi tedaviyi bulmak için sizinle birlikte çalışabilir.

Her anksiyete bozukluğunun kendine özgü özellikleri olmasına rağmen, çoğu psikoterapi ve ilaçlarla tedaviye iyi yanıt verir. Bu tedaviler tek başına veya kombinasyon halinde verilebilir. Bir tür konuşma terapisi olan bilişsel davranış terapisi, bir kişinin daha az endişeli hissetmesine yardımcı olmak için farklı bir düşünme, tepki verme ve davranma biçimi öğrenmesine yardımcı olabilir. En sık kullanılan ilaçlar, anti-anksiyete ilaçları (genellikle sadece kısa bir süre için reçete edilir) ve antidepresanlardır.

 Anksiyete bozukluklarının semptomlarıyla başa çıkmak ve tedaviyi daha etkili hale getirmek için yapabileceğiniz birçok şey vardır. Stres yönetimi teknikleri, gevşeme - nefes egzersizleri ve meditasyon yardımcı olabilir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın anksiyete bozukluğu, kontrol edilemeyen aşırı endişe, kronik anksiyete ve gerginlik ile karakterize, oldukça sık görülen bir anksiyete bozukluğudur. Devam eden bu kaygı ve gerginliğe, huzursuzluk, kolay yorulma, konsantrasyon güçlüğü, kas gerginliği veya uyku sorunları gibi fiziksel semptomlar eşlik edebilir. Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerde günlük yaşam olayları ve etkinlikleri hakkında ve pek çok farklı konuda sürekli ve denetlenemez bir endişe vardır. Kişilerin endişeleri belli bir konuyla sınırlı değildir. Genellikle anksiyete, iş sorumlulukları, aile sağlığı veya ev işleri, araba tamiri veya randevular gibi küçük meseleler gibi günlük şeylere odaklanır. Sürekli olarak gelecekte olabilecek olumsuz durumlara ilişkin düşünürler.

Panik Bozukluk

Panik bozukluğunun temel belirtisi, fiziksel ve psikolojik sıkıntıyla karakterize olan tekrarlayan panik ataklardır. Panik atağı, aniden ve nedensiz oluşan şiddetli bir anksiyete halidir. Bu belirtiler hızla ortaya çıkar, şiddeti giderek artar ve başlangıcından sonraki birkaç dakika içinde doruğa ulaşır. Genellikle 10-40 dakika devam eder, yine kendiliğinden sonlanır.

Panik atak sırasında bu belirtilerin birkaçı bir arada ortaya çıkar:

  • Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama veya kalp hızında artma

  • Terleme

  • Titreme veya sarsılma

  • Nefes darlığı veya boğuluyor gibi olma

  • Soluğun kesilmesi

  • Göğüs ağrısı veya göğüste sıkıntı hissi

  • Baş dönmesi, sersemlik veya baygınlık hissi

  • Uyuşma veya karıncalanma duyumları

  • Üşüme, ürperme veya sıcak basması

  • Mide bulantısı veya karın ağrıları

  • Kopmuşluk hisleri (kendisine ya da çevresine)

  • Kontrolünü yitireceği ya da çıldıracağı korkusu

  • Ölüm korkusu

Panik atak geçiren birçok kişi belirtiler çok şiddetli olduğundan, kalp krizi veya yaşamı tehdit eden başka bir hastalık geçirdiğine inanabilir. Bir hastanenin acil servisine gidebilirler. Bir ya da daha fazla panik atağın yaşanması kişilerde beklenti anksiyetesi denen, daha düşük şiddette ancak süreklilik gösteren bir anksiyete tablosunu tetikler. Beklenti anksiyetesi yeni panik ataklarının olması ve bu atakların sonuçlarıyla (kalp krizi geçirme, ölme, delirme vb.) ilgili ısrarlı bir endişelilik hali ve ataklar sonucunda ortaya çıkan uyum bozucu davranış değişikliklerinin (nabız sayma, egzersizden kaçınma, birilerine yapışma gibi panik ataklarından kaçınma tedbirleri, günlük hayatını tedbirler odaklı yeniden organize etme) oluşması halidir.

Özgül Fobi

Belirli bir fobi, genellikle zararlı olmayan belirli bir nesne, durum veya faaliyete karşı aşırı ve sürekli korkudur. Hastalar korkularının aşırı olduğunu bilirler ama üstesinden gelemezler. Bu korkular aşırı bir sıkıntıya neden olduğundan, bazı insanlar korktuklarından kaçınma davranışlarını gösterir. Örnekler topluluk önünde konuşma, uçma korkusu veya örümcek korkusudur.

Agorafobi

Sözcük anlamı açık alan korkusu olan agorafobi kişinin, kaçmanın ve diğer insanların yardımını almanın imkansız ya da çok güç olduğu ya da panik atağı veya kusma, düşme, nöbet geçirme gibi kontrol dışı davranışlar sergileyerek utanç duyacağına inandığı bazı durumlardan korku duymasıdır. Korku, gerçek durumla orantısızdır ve işlevsellikte sorunlara neden olur.

Agorafobisi olan bir kişi bu korkuyu aşağıdaki durumlardan iki veya daha fazlasında yaşar:

  • Toplu taşıma kullanmak (otobüs, tren, uçak vb.)

  • Açık alanlarda olmak (otoparklar, pazar yerleri, köprüler vb.)

  • Kapalı yerlerde bulunmak (mağaza, tiyatro, sinema vb.)

  • Sırada beklemek veya kalabalığın içinde olmak

  • Evin dışında yalnız olmak

Kişi bu durumlardan aktif olarak kaçınır, bir refakatçiye ihtiyaç duyar ya da yoğun bir korku ya da kaygı ile katlanır. Tedavi edilmeyen agorafobi o kadar ciddi olabilir ki kişi evden çıkamayabilir.  

Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Sosyal anksiyete bozukluğu olan bireyler başkalarınca değerlendirilebilecek olduğu toplumsal durumlarda belirgin bir korku ya da anksiyete duyar. Kişi sosyal etkileşimlerde utanma, aşağılanma, reddedilme veya hor görülme konusunda önemli bir endişe ve rahatsızlığa sahiptir. Bu bozukluğu olan kişiler, bu durumdan kaçınmaya ya da büyük bir endişe ile buna dayanmaya çalışacaklardır. Yaygın örnekler, topluluk önünde konuşma, yeni insanlarla tanışma veya topluluk içinde yeme/içme konusunda aşırı korkudur. Korku veya kaygı, günlük işleyişte sorunlara neden olur.

Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu

Ayrılık kaygısı bozukluğu olan bir kişi, bağlı olduğu kişilerden ayrılma konusunda aşırı derecede korku veya endişe duyar. Bu duygu kişinin yaşına uygun olanın ötesindedir ve işlevsellik sorunlarına neden olur. Ayrılık anksiyetesi bozukluğu olan bir kişi sürekli olarak en yakınını kaybetme endişesi duyabilir, evden uzakta olmaya isteksiz olabilir, yakını olan kişi olmadan uyumayı, dışarı çıkmayı reddedebilir veya ayrılıkla ilgili kabuslar görebilir. Sıkıntının fiziksel belirtileri genellikle çocuklukta gelişir ancak belirtiler yetişkinliğe kadar devam edebilir.