Alkol Kullanımı ve İlişkili Bozukluklar

Sosyal olarak kabul görmesi ve keyif verici etkileri nedeniyle alkol kullanımı en yaygın maddelerden biridir. Alkol alındıktan çok kısa bir süre sonra beyni doğrudan etkiler. İnsanların yapısal özelliklerine ve kandaki alkol düzeyine bağlı olarak kişinin tutum ve davranışını değiştirecek etkiler gösterir.

Gelinen aşamada alkol kullanmanın risk yaratan sınırları önerilmiş olsa da güvenli bir alkol kulanım sınırından bahsetmek mümkün değildir.  Alkol kullanımının yasal olması, alkole bağlı bir sorunun gelişme riskinin olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine alkolün vücut üzerindeki olumsuz etkileri sonucunda gelişen fiziksel ve psikolojik sağlık sorunları, kazalar, kötüye kullanım ve bağımlılık sonucunda gelişen davranışsal, sosyal sorunlarla ağır bir maliyet doğurmaktadır.

Alkol kullanımı gençlik döneminde başlayabilir, ancak alkol kullanım bozukluğu her yaşta başlayabilmesine rağmen 20'li ve 30'lu yaşlarda daha sık görülür. Batı ülkelerine göre alkol kullanımı daha düşük olmakla birlikte (ABD’de % 85,6), ülkemizde TUİK 2019 verilerine göre 15 yaş ve üzeri kişilerin % 25,6’sı yaşam boyu en az bir kez alkol kullandığını belirtmektedir. Alkol kullananların bir kısmında kullanım devam ettikçe sorun alkolizme doğru ilerler. Bozukluk düzeyinde alkol kullanımı ABD’de 12 yaş ve üzeri kişilerin % 5,3'ünde saptanmıştır.

 

Bir standart içki nedir?

Ulusal Alkol Suistimali ve Alkolizm Enstitüsü, standart bir içeceği aşağıdakilerden herhangi biri olarak tanımlar:

  • 355 mililitre (ml) normal bira (yaklaşık % 5 alkol)

  • 237 ila 266 ml malt likörü (yaklaşık % 7 alkol)

  • 148 ml şarap (yaklaşık % 12 alkol)

  • 44 ml sert içkiler (rakı, viski, votka, cin vb.) (yaklaşık % 40 alkol)

 

Alkolün vücuda zararları nelerdir?

Tek seferde veya zamanla çok fazla içmek sağlığınıza ciddi zararlar verebilir. Alkol hemen hemen her organın fonksiyonu üzerinde olumsuz etkileri vardır.

  • Beyin: Alkol, beynin iletişim yollarına müdahale eder ve beynin yapısını ve çalışma şeklini etkileyebilir. Alkol dengeyi, dikkati, hafızayı, konuşmayı ve yargıyı kontrol eden beyin bölgelerinin işleyişini bozabilir, bu da ciddi yaralanmalara ve diğer olumsuz sonuçlara neden olur. Ergenlik ve erken yetişkinlik döneminde alkolün kullanımı beyin gelişiminin etkileyerek beyin yapısı ve işlevinde uzun süreli değişikliklere neden olabilir. Aşırı dozda, uzun süreli alkol kalıcı beyin hasarına (Wernicke-Korsakoff sendromu, alkolik serebellar dejenerasyon, demans vb) veya ölüme neden olabilir. Aşırı içme sinirleri etkileyerek ellerinizde ve ayaklarınızda uyuşma ve ağrıya (nöropati) neden olabilir.

  • Kalp: Uzun süre çok fazla veya tek seferde çok fazla içmek kalbe zarar vererek kardiyomiyopati (kalp kasının gerilmesi ve sarkması), aritmiler (düzensiz kalp atışı), yüksek kan basıncı, felç gibi sorunlara neden olabilir.

  • Sindirim problemleri: Ağır içme mide zarının iltihaplanmasına (gastrit) ve ayrıca mide ve yemek borusu ülserlerine neden olabilir. Ayrıca B vitaminlerinin ve diğer besinlerin emilimini de engelleyebilir.

  • Karaciğer: Ağır içme karaciğerde yağ artışına (hepatik steatoz), karaciğer iltihabına (alkolik hepatit) ve zamanla karaciğer dokusunda geri dönüşü olmayan tahribata ve skarlaşmaya (siroz) neden olabilir.

  • Pankreas: Alkol pankreas iltihabına (pankreatit) neden olarak tehlikeli sağlık riskleri oluşturabilir.

  • Kemik hasarı: Alkol yeni kemik üretimine müdahale edebilir. Bu kemik kaybı, kemiklerin incelmesine (osteoporoz) ve kırık riskinin artmasına neden olabilir.

  • Kanser: Alkol içmenin çeşitli kanser türlerine neden olabileceği konusunda güçlü bir bilimsel fikir birliği vardır. Kanıtlar, bir kişi düzenli olarak ne kadar çok alkol içerse, alkolle ilişkili kanser geliştirme riskinin o kadar yüksek olduğunu göstermektedir.

  • Alkol tüketimi ile güçlü ilişkili kanser türleri: Ağız boşluğu, yutak ve gırtlak kanserleri dahil olmak üzere baş ve boyun kanserleri, yemek borusu kanseri, karaciğer kanseri, kolorektal kanser, meme kanseri (günde yaklaşık 1 içki tüketen kadınların meme kanserine yakalanma riski hiç içmeyen kadınlara göre % 5 ila 9 daha fazladır).

  • Bağışıklık sistemi: Çok fazla içmek bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve vücudunuzu hastalık için çok daha kolay bir hedef haline getirebilir. Kronik içiciler, zatürre ve tüberküloz gibi hastalıklara yakalanma konusunda çok fazla içki içmeyen kişilere göre daha yatkındır. Tek seferde çok fazla içmek, sarhoş olduktan 24 saat sonra bile vücudunuzun enfeksiyonlardan korunma yeteneğini yavaşlatır.

  • Cinsel işlev ve adet sorunları: Aşırı alkol tüketimi erkeklerde erektil disfonksiyona neden olabilir. Kadınlarda adet kanamasını kesebilir.

  • Gebelik: Gebelik sırasında alkol tüketiminin bilinen güvenli bir düzeyi yoktur. Gebelikte alkol maruziyeti, doğum kusurlarının ve  fetal alkol sendromu denilen fetal nörogelişimsel anormalliklerin önde gelen önlenebilir bir nedenidir. Çocukluk döneminde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilen ve ömür boyu sürebilen bir dizi gelişimsel, bilişsel ve davranışsal sorunlara neden olabilir.

 

Alkolün güvenliğiniz üzerindeki etkileri nelerdir?

Aşırı içki içmek, muhakeme becerilerinizi ve dürtü kontrolünüzü azaltabilir, bu da aşağıdakiler dahil olmak üzere kötü seçimlere ve tehlikeli durumlara veya davranışlara yol açar:

  • Motorlu araç kazaları, tehlikeli iş kazaları ve boğulma gibi diğer kaza sonucu yaralanma türleri

  • İlişki sorunları

  • İşte veya okulda düşük performans

  • Şiddet içeren suçlar işleme veya bir suçun mağduru olma olasılığının artması

  • İş kaybı, finansla ilgili yasal sorunlar

  • Riskli, korunmasız cinsel ilişkiye girmek veya cinsel istismara veya flört tecavüzüne maruz kalmak

  • İntihar girişimi veya tamamlanmış intihar riskinde artış

 

Alkol, otomobil kazalarında %75, kazadan ölümlerde %50 oranında, cinayetlerde %50, intiharlarda %25 oranında sorumlu bulunmuştur.

 

Hangi durumlarda alkolden kaçınılmalıdır?

Aşağıdaki koşulları taşıyan kişiler alkolden tamamen kaçınmalıdır:

  • Araç veya makine kullanmayı veya beceri, koordinasyon ve dikkat gerektiren faaliyetlere katılmayı planlayanlar

  • Bazı reçetesiz veya reçeteli ilaçları alanlar

  • Belirli tıbbi durumlara sahip olanlar

  • Alkol kullanım bozukluğu olnalar veya içtikleri miktarı kontrol edemeyenler

  • 21 yaşından küçükler

  • Hamile olanlar

 

Alkol zehirlenmesi nedir?

Alkolün insan tutum ve davranışı üzerindeki etkisi kandaki alkol düzeyi ile doğrudan bağlantılıdır. Yaş, alkole duyarlılık (tolerans), cinsiyet, içme hızı, aldığınız ilaçlar ve yenen yiyecek miktarı faktörlerin tümü alkole yanıtı etkileyebilir. Uyku ve anksiyete önleyici ilaçlar gibi opioidler veya sedatif-hipnotikler almak aşırı doz riskinizi artırabilir. Çok fazla ve çok hızlı içmek motor koordinasyon, karar verme, dürtü kontrolü ve diğer işlevlerde önemli bozulmalara yol açarak zarar riskini artırır. İnsanın kendi davranış ve duygularını denetleme gücünü ortadan kaldırır. Kişinin düşme veya araba çarpması nedeniyle yaralanma, şiddet eylemleri yaşama ve korunmasız veya kasıtsız cinsel ilişkiye girme riskini artırabilir. Kan alkol seviyesi yüksek seviyelere ulaştığında, hafıza boşlukları (blackouts), bilinç kaybı ve ölüm meydana gelebilir.

 

Alkol zehirlenmelerinde neler yapabilirisiniz?

Yüksek doz alkol alım sonrası gelişen bilinç değişikleri tıbbi bir acildir. Birinin aşırı dozda alkol aldığından şüpheleniyorsanız, yardım için hemen 112'yi arayın. Kişide tüm belirtilerin görülmesini beklemeyin ve kendinden geçmiş bir kişinin ölebileceğinin farkında olun.

Tıbbi yardım gelinceye kadar yapabilecekleriniz:

  • Aşırı dozda alkol alan kişilerde soğuk duşlar, sıcak kahve ve yürüyüş aşırı dozda alkolün etkilerini tersine çevirmez ve gereksiz zaman kaybına neden olabilir. Tıbbi yardım çağırmakta geç kalmayın.

  • Kişinin içtiği alkolün türü ve ne miktarda aldığını tespit etmeye çalışın. Aldığı ilaçlar ve mevcut sağlık durumları gibi kişi hakkında bilgi toplayın.

  • Düşme veya boğulma nedeniyle yaralanma riski altında olduğundan, sarhoş bir kişiyi yalnız bırakmayın. Kişiyi sandalyede değil, oturur veya kısmen dik konumda yerde tutun.

  • Aşırı dozda alkol almanın potansiyel bir tehlikesi, kişinin kendi kusmuğuyla boğulmasıdır. Kusmakta olan bir kişiye yardım edin. Boğulmasını önlemek için öne eğilmesini sağlayın. Bir kişi baygınsa veya yatıyorsa, boğulmayı önlemek için onu bir yan pozisyona yuvarlayın.

 

Alkol kullanım bozukluğu nedir?

Alkol kullanım bozukluğu (AKB), olumsuz sosyal, mesleki veya sağlık sonuçlarına rağmen alkol kullanımını durdurma veya kontrol etme yeteneğinde bozulma ile karakterize tıbbi bir durumdur. AKB temel olarak alkolizm veya alkol bağımlılığı için kullanılan tıbbi terimdir. Alkol bağımlılığı olan kişilerde aşağıdaki sorunlardan 2 veya daha fazlası bulunur. Bunlardan ne kadar çok varsa, bozuklukları o kadar şiddetlidir.

  • Planlanandan daha fazla veya daha uzun süre alkol tüketirler.

  • Alkolü azaltabilmeyi dilerler ama sonuç vermeyen çabaları vardır.

  • Alkol almak, sarhoş olmak veya sarhoşluktan kurtulmak için çok zaman harcarlar.

  • Alkol içmeyi çok isterler veya şiddetli bir istek veya dürtü duyarlar.

  • Alkol kullanımları nedeniyle genellikle işe ya da okula gitmek, aile içindeki görevlerini yerine getirmek gibi kendilerinden beklenen şeyleri yapmazlar.

  • Diğer insanlarla ilişkilerinde veya etkileşimlerinde sorunlara yol açsa veya daha da kötüleştirse bile içmeye devam ederler.

  • Önceden yaptıkları önemli sosyal, iş veya eğlence etkinliklerini durdurur veya keserler.

  • Tehlikeli durumlarda bile alkol içmeye devam ederler.

  • Muhtemelen içmelerinin neden olduğu veya daha da kötüleştirdiği fiziksel veya zihinsel bir sorunları olduğunu bilseler bile alkol içmeye devam ederler.

  • İstenen etkiyi sağlamak için belirgin olarak artan ölçülerde alkol kullanma gereksinimi ya da aynı ölçüde alkol kullanımının sürdürülmesine karşın belirgin olarak daha az etki sağlanması. Buna "tolerans" denir.

  • Uzun süre kullanımından sonra alkol bırakılırsa "yoksunluk belirtileri" yaşanabilir.

 

AKB riskini artıran faktörler nelerdir?

Bir kişinin AKB geliştirme riski, kısmen alkolü ne kadar, ne sıklıkta ve ne kadar hızlı tükettiğine bağlı değişir. Aşırı içicilik (yaklaşık 2 saat içinde erkekler için 5 veya daha fazla içecek veya kadınlar için 4 veya daha fazla içecek tüketme) ve riskli alkol kullanımını (erkekler için bir günde 4'ten fazla veya kadınlar için 3'ten fazla içki tüketme) içeren alkolün kötüye kullanımı, zamanla AKB riskini artırır. Erken yaşta içmek, ebeveynlerin içme alışkanlıkları, çocukluk çağı travması, ruhsal sağlık sorunları, bariatrik cerrahi, sosyal ve kültürel faktörler, genetik ve ailede alkol sorunları öyküsü artmış AKB riski ile ilişkilidir. Genetik, yaklaşık % 60 oranında kalıtsallık ile önemli bir rol oynar.

Allkolün sorunlu düzeyde olduğunu nasıl anlarım?

Alkol alanlarda inkar yaygın olduğu için, içmeyle ilgili bir sorununuz yokmuş gibi hissedebilirsiniz. Ne kadar içtiğinizi veya hayatınızdaki bazı sorunların alkol kullanımıyla ilgili olduğunu fark etmeyebilirsiniz. İçme alışkanlıklarınızı incelemenizi veya yardım aramanızı istediklerinde akrabalarınızı, arkadaşlarınızı dinleyin. Unutmayın hiç kimse alkolik olmak için içmez. Alkolle ilişkili sorunları olanlar alkolü tasarlayarak değil alkolün sorun oluşturmayacağı yanılsması sonucunda istemedikleri bu duruma düşerler. Bir noktadan sonra biz istemesek de yapısı değişen beynimiz içmeyi isteyecektir. Kontrolü kaybetmeden bir an önce inkar ruh halinden çıkıp yardım aramanız en akıllıca şey olacaktır.

Çok fazla alkol aldığınızı veya içmenizin sorunlara neden olduğunu düşünüyorsanız veya ailenizin içmeniz konusunda endişeleri varsa doktorunuzla konuşun.

Kendi başıma içmeyi bırakabilir miyim?

Birçok insan içki sorununu kendi başına aşabilir. Ancak haftalarca üst üste hemen hemen her gün içen kişiler, doktor yardımı olmadan alkolü kesmeye çalışmamalıdır. Alkolün uzun süre yoğun miktarlarda (iki haftadan fazla) kullanımından sonra aniden kesilmesi durumunda yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması olasıdır. Alkol yoksunluğu, uzun süredir yoğun bir şekilde içen bir kişinin aniden içmeyi bırakmasıyla ortaya çıkabilen, potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir süreçtir. Bazen nöbet ya da deliryum tremens gibi ölümcül sonuçları olabilen tablolarla seyredebilir. Doktorunuz, bu semptomları gidermek ve süreci daha güvenli ve daha az sıkıntılı hale getirmek için ilaçlar reçete edebilir.

Alkol yoksunluğu ve deliryum tremens nedir?

Alkol yoksunluğu, sıklıkla çok miktarda ve uzun süre alkol tüketen bir kişinin aniden alkol almayı bırakmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Alkol kullanım bozukluğu olanların yaklaşık yarısında yoksunluk belirtileri görülebilir. Alkol yoksunluğu yaşayan kişiler genellikle baş ağrısı, bulantı, terleme-titreme, anksiyete ve uyku sorunu gibi rahatsızlık veren geçici belirtiler yaşarlar. Ancak bazen semptomlar çok daha ciddi ve hatta yaşamı tehdit edebilir.

Yoksunluk belirtileri şunları içerebilir:

  • Terleme veya kalp çarpıntısı

  • El titremesi

  • Uykusuzluk

  • Mide bulantısı ya da kusma

  • Gerçekten orada olmayan şeyleri görme, hissetme veya duyma

  • Gerginliğin ve huzursuzluğun etkisiyle sürekli hareket halinde olma

  • Anksiyete

  • Nöbetler

 

Alkol yoksunluk belirtileri bireysel farklılıklara bağlı olarak son alkol alımından 6 ila 24 saat sonra başlar ve 5 güne kadar sürebilir. Alkol kullanımının azaltılmasından veya kesilmesinden sonra, yukarıdaki belirtilerden ikisinin mevcut olması durumunda alkol yoksunluk sendromunun geliştiği düşünülür. Eğer alkol yoksunluk sendromu uygun bir şekilde tedavi edilmezse deliryum tremens gelişebilir. Bu durum, dikkat ve bilinç bozulma, çevresindeki kişilere, yere, zamana farkındalığında bozulma şeklinde zihin karışıklığı ve hallüsünasyonlarla karakterize olabilen şiddetli bir acil tablodur. Alkol yoksunluğu için hastaneye yatırılan hastaların %3-5’inde yoksunluk deliryumu için ölçütlerin karşılandığı tahmin edilmektedir.

Alkol yoksunluğu nasıl tedavi edilir?

Tedavi belirtilerinize bağlıdır. Hafif belirtileriniz varsa, doktorunuz evde almanız için ilaçlar reçete edebilir. Genelde yoksunluğu hafif ve orta derecede olanlar ayaktan, şiddetli yoksunluk bulguları olan nöbet geçirmiş ya da deliryumdaki hastalar ise mutlaka hastaneye yatırılarak tedavi edilir. Tedavide sıvı-elektrolit açıklarının giderilmesi, vitamin desteği, yoksunluğu ve aşermeyi giderici ilaçlar gerekli olabilir.

 

AKB'de tedavi seçenekleri nelerdir?

Alkol kesimi sırasında ortaya çıkabilecek alkol yoksunluğun idaresi tedavideki birinci adımı oluşturur. İkinci adım ise alkolü kestikten sonra tekrar alkol almaya neden olabilecek faktörlere yönelik tedavi yaklaşımlarıdır. İlaçlar, bireysel davranışsal müdahaleler, grup terapileri, AA grupları tedavide önemli bir yer tutar.

  • İlaçlar: Halen insanların içki içmeyi durdurmalarına veya azaltmalarına ve nüksetmeyi önlemelerine yardımcı olmak için üç ilaç onaylanmıştır: naltrekson (oral ve uzun etkili pellet formları), akamprosat ve disülfiram. Tüm bu ilaçlar bağımlılık yapmaz ve tek başlarına veya davranışsal tedaviler veya destek gruplarıyla birlikte kullanılabilirler.

  1. Naltrekson, içmenin ödüllendirici etkilerinde ve alkol için istek duymada rol oynayan opioid reseptörlerini bloke eder. Ağır içmeye nüksetmeyi azaltır ve bazı hastalarda oldukça etkilidir.

  2. Akamprosat (Campral ®) uykusuzluk, kaygı, huzursuzluk ve disfori (genellikle kendini iyi hissetmeme veya mutsuz hissetme) gibi uzun süreli yoksunluk belirtilerini azaltabilir. Şiddetli bağımlılığı olan hastalarda daha etkili olabilir.

  3. Disülfiram (Antabuse ®) alkolün metabolizmasına müdahale ederek etki gösterir. İlaç alındığında asetaldehit vücutta birikir. Hasta alkol içerse kızarma, mide bulantısı ve düzensiz kalp atışı gibi hoş olmayan reaksiyonlara yol açar. Uyum (ilacın reçete edildiği şekilde alınması) bir sorun olabilir, ancak yüksek motivasyona sahip hastalara içkiyi bırakma konusunda yardımcı olabilir.

  • Davranışsal tedaviler: Deneyimli terapistler tarafından sağlanan alkol danışmanlığı veya davranışsal tedaviler içme davranışını değiştirmeyi amaçlar. Davranışsal tedavilerin örnekleri, kısa müdahaleler, motivasyonel görüşmeler ve riskli durumlarla başa çıkma ve nüks önleme becerilerini öğreten tedaviler ve farkındalık temelli terapilerdir. Grup toplantıları, özellikle nüksetme riski taşıyan bireylere yardımcı olabilir.

 

Alkol kullanım bozukluğunda iyileşme mümkün mü?

AKB'si olan birçok kişi iyileşir, ancak tedavi gören kişiler arasında çeşitli sorunların ortaya çıkması yaygındır. Erkenden profesyonel yardım almak, tekrar içmeyi önleyebilir. Davranışsal terapiler, insanların stres gibi içmeye yol açabilecek tetikleyicilerden kaçınma ve üstesinden gelme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. İlaçlar istek azaltarak bireylerin nüksetme riskini azaltmaya yardımcı olabilir. AA gruplarına katılım çoğu kişi için faydalı olabilir.